İçeriğe geç
Stok Yönetimi

Ölü Stok Nasıl Tespit Edilir ve Eritilir?

Welda Ekibi8 dk okuma9 Mart 2026

Ölü stok, belirli bir süredir (genellikle son 6-12 ay) hiç satılmamış ve yakın gelecekte satılması beklenmeyen üründür; rafta ya da depoda yer kaplar, sermayenizi kilitler ve zamanla değerini kaybetme riski taşır. Bir işletmenin toplam stoğunun yüzde 10-20'sinin ölü stok haline gelmesi Türkiye'deki perakende ve toptan satış işletmelerinde sık rastlanan bir durumdur; fark edilmeden bırakıldığında bu oran giderek büyür.

Ölü stok nasıl tespit edilir?

Ölü stok, son satış tarihi raporu çıkarılarak tespit edilir; bu rapor her ürünün en son ne zaman satıldığını gösterir ve belirlenen bir eşiğin (örneğin 6 ay) üzerinde satışı olmayan ürünleri listeler. Bu raporu elle Excel'de tutmak mümkündür ama ürün sayısı arttıkça satış tarihlerini takip etmek zorlaşır; bir stok yazılımında bu rapor birkaç saniyede otomatik oluşturulabilir.

  • Son satış tarihi raporu: Her ürünün son satıldığı tarihi listeler; 6 aydan uzun süredir satılmayan ürünler ölü stok adayıdır.
  • Devir hızı sıfıra yakın ürünler: stok devir hızı hesabında sıfıra yakın çıkan kalemler, ölü stok listesinin başında yer almalı.
  • Stok yaşı analizi: Ürünün depoya giriş tarihinden bugüne kaç gün geçtiğini gösteren rapor; 12 aydan eski ve hâlâ tam miktarda duran ürünler dikkat gerektirir.
  • Depo alanı-ciro oranı: Bir ürün grubunun depoda kapladığı alan oranı, o grubun ciroya katkısından çok yüksekse, orada gizli ölü stok olma ihtimali yüksektir.

Adana'da bir hırdavat mağazası, son satış tarihi raporunu ilk kez çıkardığında deposundaki ürünlerin yaklaşık yüzde 18'inin son 8 aydır hiç satılmadığını, bunun da yaklaşık 140.000 TL'lik sermayeye karşılık geldiğini gördü; bu rakam, raporu çıkarmadan önce fark edilmeyen bir büyüklüktü.

Ölü stok neden oluşur?

Ölü stok, genellikle yanlış talep tahmini, aşırı iyimser toplu alım, moda-sezon değişikliği veya tedarikçinin minimum sipariş miktarı şartı gibi nedenlerle oluşur. Bir ürünün gerçek talebini test etmeden büyük miktarda sipariş vermek, en sık karşılaşılan tetikleyicidir.

  • Aşırı iyimser sipariş: 'Bu ürün çok satar' beklentisiyle ihtiyacın çok üzerinde miktar alınması.
  • Tedarikçi minimum sipariş şartı: İhtiyaç 20 adetken tedarikçinin 100 adet minimum sipariş istemesi, kalan 80 adedin uzun süre beklemesine yol açar.
  • Sezon veya trend değişikliği: Giyim, aksesuar ve bazı kozmetik ürünlerinde talep aniden düşebilir; sezon geçtikten sonra elde kalan ürün hızla ölü stoğa dönüşür.
  • Yeni ürünün eskisinin yerini alması: Yeni model ya da yeni ambalaj piyasaya çıktığında eski versiyon rafta unutulabilir.

Ölü stok eritmek için kademeli indirim nasıl uygulanır?

Kademeli indirim, ölü stoktaki bir ürünü tek seferde büyük bir indirimle değil, belirli aralıklarla artan oranlarla indirime sokarak hem kâr kaybını sınırlamak hem de satışı hızlandırmak amacıyla uygulanır. Örneğin bir ürün ilk iki hafta yüzde 15, sonraki iki hafta yüzde 30, hâlâ satılmadıysa yüzde 50 indirimle satışa sunulur.

  1. 1-2. hafta: Yüzde 10-15 indirim ile fiyat hassasiyeti düşük müşterilere ulaşılır; kâr marjı büyük ölçüde korunur.
  2. 3-4. hafta: Satış hızlanmadıysa indirim yüzde 25-30'a çıkarılır; bu aşamada genellikle belirgin bir hareketlenme görülür.
  3. 5-6. hafta: Hâlâ elde kalan ürün için yüzde 40-50 indirim uygulanır; amaç artık kâr değil, sermayeyi geri kazanmaktır.
  4. Son aşama: Maliyetin altında bile olsa satışa çıkarılır; çünkü depoda bekleyen ürün, satılmayan üründen daha maliyetlidir.

Bursa'da bir giyim mağazası, sezon sonunda elinde kalan 200 parça ürünü bu kademeli sisteme soktuğunda, ilk iki haftada yüzde 15 indirimle parçaların üçte biri satıldı; kalan kısmın büyük bölümü ise altıncı haftaya gelmeden yüzde 30-40 indirim aralığında eritildi.

Paketleme ve bundle yöntemi nasıl işler?

Paketleme (bundle) yöntemi, ölü stoktaki bir ürünü hızlı satan bir ürünle birlikte tek fiyata sunarak, müşterinin normalde almayacağı ürünü de sepetine katmasını sağlamaktır. Bu yöntem, ürünün algılanan değerini indirim gibi düşürmeden eritmeye imkan verir.

Örneğin bir kozmetik mağazasında az satan bir yüz kremi, çok satan bir nemlendirici ile 'bakım seti' adı altında birlikte satılabilir; müşteri esasen popüler ürünü almak isterken az satan ürünü de hediye ya da avantaj algısıyla almış olur. Bir züccaciye mağazasında ise az satan bir mutfak aksesuarı, popüler bir tencere setine küçük bir hediye olarak eklenerek hem ana ürünün cazibesi artırılır hem de durgun stok eritilir.

İade anlaşması ölü stok riskini nasıl azaltır?

İade anlaşması, tedarikçiyle yapılan ve belirli bir süre içinde satılamayan ürünün kısmen ya da tamamen iade edilebilmesini sağlayan bir sözleşme maddesidir; bu anlaşma ölü stok riskinin bir kısmını işletmeden tedarikçiye kaydırır. Özellikle yeni bir ürün grubunu ilk kez denerken bu tür bir madde talep etmek, olası kaybı sınırlar.

Türkiye'de küçük ve orta ölçekli tedarikçilerin çoğu iade maddesini otomatik sunmaz, ancak düzenli ve yüksek hacimli alım yapan işletmeler bu şartı pazarlık masasına koyabilir. Örneğin '3 ay içinde satılmayan ürünün yüzde 50'sini iade edebilirim' şeklinde bir madde, ilk denemede riski büyük ölçüde azaltır. Bu konudaki pazarlık stratejileri tedarikçi seçimi ve yönetimi yazısında daha ayrıntılı ele alınır.

Bağış ve vergi avantajı nasıl değerlendirilir?

Bağış, satışı artık mümkün görünmeyen ürünler için hem toplumsal fayda sağlayan hem de belirli koşullarda vergi avantajı sunan bir eritme yöntemidir; ürün tamamen değersiz hale gelmeden önce bu seçenek değerlendirilmelidir. Gıda, kozmetik ve tekstil gibi kategorilerde son kullanma tarihine yaklaşan ya da sezonu geçen ürünler için bağış, çöpe atmaktan çok daha mantıklı bir seçenektir.

Türkiye'de kurumlar vergisi mükellefi işletmelerin belirli dernek ve vakıflara yaptığı ayni bağışlar, güncel mevzuata göre belirli oranlarda vergi matrahından indirim konusu yapılabilir; bu konuda kesin oranlar ve şartlar için güncel mevzuatı bir mali müşavire danışmak gerekir. Bağış süreci aynı zamanda kurumsal itibar açısından da olumlu bir etki yaratır.

Ölü stok eritilirken hangi hatalardan kaçınılmalı?

Ölü stok eritme sürecinde en sık yapılan hata, karar vermeyi çok geciktirip ürünün değerinin daha da düşmesine izin vermektir; her ay geçtikçe hem ürünün fiziksel durumu hem de piyasa değeri kötüleşebilir. Diğer sık hatalar şunlardır:

  • Duygusal bağ kurmak: 'Bu ürüne çok para verdim, ucuza satamam' düşüncesi, ürünü daha da uzun süre rafta tutup zararı büyütür.
  • Tüm indirimi tek seferde açıklamak: Kademeli yerine anında yüzde 70 indirim yapmak, marka algısını zedeleyebilir ve müşterinin diğer ürünlere de güvenini sarsabilir.
  • Ana satış kanalında büyük indirim göstermek: Ölü stok indirimlerini ayrı bir 'fırsat köşesi' ya da ayrı bir kampanya olarak sunmak yerine tüm vitrine yaymak, marka değerini düşürür.
  • Kayıt tutmamak: Hangi üründe ne kadar zarar edildiğini kaydetmemek, aynı satın alma hatasının tekrarlanmasına yol açar.

Ölü stoğun maliyetini nasıl hesaplarsınız?

Ölü stoğun gerçek maliyeti sadece ürünün alış fiyatından ibaret değildir; buna depolama alanı maliyeti, sermayenin başka yerde değerlendirilememesinden doğan fırsat maliyeti ve ürünün zamanla değer kaybetme riski de eklenir. Bir ürünün alış fiyatı 100 TL olsa bile, bir yıl boyunca rafta beklerken kapladığı alanın kira payı, o paranın bankada getirebileceği faiz ve ürünün eskime riski toplandığında gerçek maliyet çoğu zaman 130-150 TL'ye ulaşabilir.

Bu hesabı yapmak için basit bir yöntem şudur: ürünün alış fiyatına, yıllık depolama maliyetinizin stok değerine oranını (genellikle yüzde 15-25 arası kabul edilir) ekleyin. Örneğin 100.000 TL'lik ölü stoğunuz varsa, yılda 15.000-25.000 TL'lik gizli bir maliyeti sadece bu ürünleri depoda tutmak için ödüyorsunuz demektir. Bu rakamı gördükten sonra çoğu işletme sahibi, kademeli indirimle zarar yazmanın aslında beklemekten daha ucuza geldiğini fark eder.

Ölü stok eritme kararını kim, ne zaman verir?

Ölü stok eritme kararı, tek bir kişinin inisiyatifine bırakılmamalı; belirli bir eşik (örneğin 6 ay satışsız kalma) otomatik olarak bir gözden geçirme sürecini tetiklemelidir. Küçük işletmelerde bu genellikle işletme sahibinin kendisi tarafından, orta ölçekli işletmelerde ise stok veya satış sorumlusunun aylık rapor sunmasıyla yürütülür.

Kararın zamanlaması da önemlidir: sezonluk ürünlerde sezon bitmeden birkaç hafta önce eritmeye başlamak, sezon tamamen kapandıktan sonra başlamaktan çok daha etkilidir; çünkü hâlâ o ürüne talep gösteren müşteri sayısı sezon içinde daha fazladır. Bir ayakkabı mağazası, yazlık ürünleri Ağustos ortasında değil Temmuz sonunda indirime sokarak, sezon kapanmadan önce daha yüksek fiyattan daha çok ürün satabildi.

Ölü stoğu önlemenin yolları nelerdir?

Ölü stoğu önlemenin en etkili yolu, satın alma kararlarını tahmine değil geçmiş satış verisine dayandırmak ve yeni ürünleri küçük miktarlarla test etmektir. Eritme her zaman bir tedavi yöntemidir; asıl hedef ölü stoğun oluşmasını en baştan engellemektir.

  1. Küçük miktarla test satın alma: Yeni bir ürünü büyük miktarda almadan önce küçük bir parti ile talebi ölçün.
  2. Satış verisine dayalı sipariş: Geçmiş 3-6 aylık satış hızına göre sipariş miktarı belirleyin, tahmine güvenmeyin.
  3. Düzenli ölü stok taraması: Son satış tarihi raporunu ayda bir çekip erken uyarı almayı alışkanlık haline getirin.
  4. Tedarikçi minimum sipariş şartlarını sorgulama: Minimum miktar çok yüksekse, birkaç işletmeyle ortak sipariş vermeyi ya da alternatif tedarikçi aramayı değerlendirin.

Welda Stock gibi bir sistemde son satış tarihi ve devir hızı raporları otomatik oluşturulduğu için, ölü stok haline gelmek üzere olan ürünler aylık taramada erken fark edilir; bu da eritme kararını, ürün değersizleşmeden önce vermenizi sağlar. Ölü stok yönetimi ya da genel stok süreçleriniz için destek almak isterseniz iletişim sayfasından bize ulaşabilirsiniz.

Ölü stok raporlaması ekip içinde nasıl paylaşılmalı?

Ölü stok raporunu sadece işletme sahibinin görmesi yeterli değildir; satış personeli de hangi ürünlerin eritilmesi gerektiğini bilirse, müşteriyle konuşurken bu ürünleri öne çıkarabilir ve kampanyayı daha etkili şekilde destekleyebilir. Aylık bir toplantıda son 3 ayın ölü stok listesi paylaşılıp hangi ürünlerin hangi yöntemle eritileceği birlikte kararlaştırıldığında, sorumluluk tek kişide kalmaz ve süreç daha hızlı ilerler.

Bir züccaciye zincirinde şube müdürleri, merkezi ölü stok raporunu her ayın ilk haftasında aldıktan sonra kendi vitrinlerinde bu ürünlere öncelik veriyor; bu basit uygulama, merkez tarafından tek taraflı verilen indirim kararlarına göre daha hızlı sonuç almalarını sağladı çünkü şube personeli müşteri profilini merkeze göre daha iyi tanıyor.

Sonuç: erken tespit, düşük maliyetli çözüm

Ölü stok, her işletmede zaman zaman oluşabilecek doğal bir durumdur; önemli olan bunu ne kadar erken tespit ettiğiniz ve ne kadar hızlı harekete geçtiğinizdir. Son satış tarihi raporunu düzenli çekmek, kademeli indirim ve paketleme gibi yöntemlerle sermayeyi geri kazanmak, gerektiğinde iade ya da bağış seçeneklerini değerlendirmek, ölü stoğun işletmenizi uzun vadede boğmasını engeller.

Paylaş Twitter/X

Welda'yı kendi işletmenizde deneyimleyin.

İlgili yazılar