B2B web sitesi yaptırmak isteyen bir yöneticinin ajansa vermesi gereken sipariş "yeni bir kurumsal site" değil, "doğru firmadan, işe yarar bilgilerle teklif talebi toplayan bir sistem" siparişidir. Bunu netleştirmek için anlaşmadan önce dört şeyi yazıya dökün: siteyi karşı firmada kimlerin okuyacağı, teklif formunun hangi bilgileri alacağı, teknik dokümanların nasıl sunulacağı ve gelen talebin satış ekibine nasıl ulaşıp nasıl ölçüleceği. Bu dört madde belli olmadan alınan teklifler aynı işi anlatmaz; birini seçtiğinizde de aslında neyi satın aldığınızı bilmezsiniz.
Bu rehber, satış döngüsü haftalar veya aylar süren firmaların yöneticileri için yazıldı: makine ve yedek parça üreticisi, ambalaj tedarikçisi, endüstriyel kimyasal satan firma, kurumsal müşteriye hizmet veren lojistik veya yazılım şirketi. Sonunda elinizde ajansa gönderebileceğiniz bir sipariş dosyası, görüşmede soracağınız sorular ve gelen teklifleri yan yana koyma yöntemi olacak. Böyle bir sitenin bedeli de büyük ölçüde aşağıdaki kararlara bağlı; katalog, entegrasyon ve dil gibi kararların maliyeti nasıl değiştirdiğini ilgili bölümde ayrıca görebilirsiniz.
Müşteriniz bir kişi değil, bir masa
Perakende bir sitede tek bir ziyaretçi bakar, beğenir, alır. B2B alımda ise aynı siteye aynı firmadan birkaç kişi, birbirinden habersiz, farklı zamanlarda gelir. Mühendis tolerans değerine, satın alma uzmanı sertifikaya, genel müdür "bu firma ayakta kalır mı" sorusuna bakar. Bu kişilerden yalnızca biri sizi aramaz; ama herhangi biri sessizce eleyebilir. Kimse "sitenizde teknik föy bulamadığım için sizi listeden çıkardım" diye e-posta atmaz, satış ekibiniz de neden hiç arama almadığını öğrenmez.
Bu gerçek, sitenin mimarisini değiştirir. Ana menüde yalnızca "Hakkımızda, Ürünler, İletişim" yetmez; her okurun kendi cevabına üç tıkta ulaşması gerekir. Örnek olarak Bursa'da otomotiv yan sanayisine kalıp üreten bir firma düşünün. Kalite müdürü IATF belgesinin güncel olup olmadığını arar; aynı firmanın tasarımcısı en büyük kalıp ölçüsünü ve pres kapasitesini görmek ister; satın alma ise yıllık kapasite ve teslim düzeni sorar. Bu üç bilgi tek bir "Hakkımızda" paragrafına sıkıştırılırsa üçü de bulamaz.

Ajansla ilk görüşmede bu tabloyu kendi firmanız için doldurup götürürseniz konuşma "nasıl bir tasarım istersiniz"den "hangi okura hangi kanıtı göstereceğiz"e kayar. Tabloyu tek başınıza doldurmayın; son kaybettiğiniz iki teklifi satış ekibinizle birlikte düşünün ve karşı tarafın neyi sorduğunu hatırlayın. Bu soruların her biri bir sayfa adayıdır.
Altı ay süren bir satışta site asıl ne zaman çalışır?
Yöneticilerin en sık yanıldığı nokta, sitenin görevini tek bir ana sıkıştırmaktır: ziyaretçi gelir, form doldurur, iş biter. Uzun satış döngüsünde ise site en az üç ayrı anda iş görür. İlk anda henüz adınızı bilmeyen biri bir teknik sorunu araştırıyordur. İkinci anda firmanız kısa listeye alınacak mı diye kontrol edilir. Üçüncü anda teklifiniz masadadır ve karar vericilerden biri, belki de hiç görüşmediğiniz biri, sizi ilk kez sitenizden tanır.

Bunun sipariş açısından üç sonucu var. Birincisi, içerik yalnızca satış sayfası olamaz; ilk aşamadaki kişi için uygulama sayfaları ve sorun odaklı rehberler gerekir. Ağır kaldırma ekipmanı satan bir firmada "vinç modelleri" sayfası kadar "dar alanda yük taşıma seçenekleri" sayfası da müşteri getirir. Bu tarafın arama motoru mantığını B2B SEO stratejisi rehberinde ayrıca anlattık; ajansa da "içerik yapısı bu mantığa izin veriyor mu" diye sormanız gerekir.
İkincisi, sitenin paylaşılabilir olması gerekir. B2B alımda bağlantılar e-postayla dolaşır. Bir ürünün tek adresli, temiz bir sayfası ve yazdırılabilir bir PDF föyü varsa mühendis onu kolayca patronuna iletir. Her şey tek bir uzun sayfada veya açılır pencerede saklıysa iletecek bir şeyi yoktur. Üçüncüsü, dönüş ziyaretine hazırlık gerekir: aynı kişi üç ay sonra geldiğinde bir önceki baktığı sayfayı kolayca bulabilmeli, ürün adları ve kodları tutarlı olmalıdır.
Bu yüzden ajansa "uzun satışta sitenin hangi anda ne yaptığını" sorun. Hazır bir cevap beklemeyin; karşı tarafın sizden satış sürecinizi anlatmanızı istemesi başlı başına iyi bir işarettir.
Teklif formu, satış sürecinizin ilk belgesidir
Çoğu kurumsal sitede form, sayfanın altına sonradan eklenmiş dört kutudur: ad, e-posta, telefon, mesaj. Bu form çalışır ama satış ekibine pek bir şey söylemez. "Fiyat alabilir miyim?" yazılı bir mesaja cevap vermek için önce firmayı aramak, adet sormak, ürünü netleştirmek gerekir. Satış ekibi yoğunsa bu tür mesajlar beklemeye alınır. Bazen de bekleyen mesajın arkasında iyi bir müşteri vardır.
İyi bir teklif formu iki şeyi aynı anda yapar: karşı tarafa işinin ciddiye alındığını hissettirir, satış ekibine ilk cevabı verecek kadar bilgi sağlar. Bunun için alanları "satışın ilk cevabını değiştiren bilgi" ölçüsüyle seçin. Adet, teslimat ülkesi ve zamanlama genellikle cevabı değiştirir. Şirket kuruluş yılı veya çalışan sayısı çoğu zaman değiştirmez, onları sormayın.

Uzun formdan korkmak yerine formu adımlara bölmek işe yarar. Birinci adımda firma, kurumsal e-posta ve ürün grubu alınır. İkinci adımda adet, tarih ve dosya istenir. Ayrıca şu iki ayrıntıyı ajansa özellikle yazın, çünkü ikisi de şablon temalarda sıkça atlanır:
- Dosya yükleme: Şartname, çizim veya RFQ dosyası göndermek isteyen kişi için dosya boyutu, biçim ve güvenlik kuralları baştan konuşulmalı. Dosya e-postaya mı düşecek, güvenli bir depoya mı? Silme süresi ne olacak?
- Ürün sayfasından bağlam taşıma: Kişi hangi ürün sayfasından form açtıysa o bilgi talebe otomatik eklenmeli. Satış ekibi "hangi ürün?" diye tekrar sormamalı.
Telefon ve e-posta seçeneğini de formun yanında bırakın. Türkiye'de pek çok satın almacı formu doldurmak yerine doğrudan aramayı tercih eder, WhatsApp'tan fotoğraf atan da çoktur. Bu kanalları kapatmak yerine ölçmek gerekir; yani hangi sayfadan kaç arama geldiğini görebilmek. Hangi olayların nasıl sayılacağını dönüşüm takibi kurulumu yazısında adım adım bulabilirsiniz.
Teknik föy, katalog, sertifika: hangisi kapı arkasında durmalı?
Pazarlama kitaplarının sevdiği öneri şudur: dokümanı form arkasına koyun, e-posta toplayın. Bu öneri uzun satış döngüsünde sık sık ters teper. Kısa liste hazırlayan bir mühendis için form, sizi atlayıp açık föy veren rakibinize geçmek için bir nedendir. Üstelik toplanan e-postaların önemli bir kısmı henüz alım niyeti olmayan kişilere aittir; satış ekibi onları aradığında zaman kaybeder, karşı taraf da rahatsız olur.

Pratikte izlenecek yol şu: karşı tarafın sizi elemeden devam edebilmesi için gereken belge açık kalsın. Kişi kendi işine yarayacak ek bir araç istiyorsa, örneğin bir hesap şablonu veya ayrıntılı seçim rehberi, kısa bir form makuldür. Özel çizimler ve fiyat listeleri ise zaten satış görüşmesinin konusudur.
Bir başka ayrıntı: PDF ile HTML birbirinin yerine geçmez. Yalnızca PDF katalog koyan firmanın ürünleri aramada zayıf görünür, telefondan okunması da güçtür. Yalnızca HTML sayfa koyan firmanın ise mühendisi dosyaya koyacak bir şey bulamaz. Binlerce ürünlü bir katalogunuz varsa bu nokta maliyeti de doğrudan etkiler: ürün verisi nerede tutulacak, ERP'den mi gelecek, elle mi girilecek, güncel belge sürümünü kim yükleyecek?
Fiyat göstermek de aynı başlığın parçasıdır. Çoğu B2B firması adet ve şartnameye göre fiyat verdiği için liste yayınlamaz; bu anlaşılır bir tercihtir. Ama "Fiyat için arayın" ifadesini yalnız bırakmak yerine fiyatı neyin belirlediğini açıklamak ve teklifin kaç iş gününde döneceğini yazmak karşı tarafın belirsizliğini azaltır. Bu süreyi yazacaksanız satış ekibinizle konuşun; tutmayacak bir söz sitede durmasın.
Talep geldikten sonra ne oluyor? Ajansın sormadığı asıl soru
Teslim edilen pek çok sitede iş, form çalıştığı anda biter. Talep genel bir e-posta kutusuna düşer, kutuya kimin bakacağı belli değildir, üç hafta sonra kimse o firmanın ne olduğunu hatırlamaz. En güzel site bile bu noktada kaçan bir müşteri üretir ve suç pazarlamaya kalır.
Bu nedenle sipariş dosyasına talep akışını da yazın. Talep nereye düşecek? Ürün grubuna veya ülkeye göre farklı kişiye gidecek mi? O kişi izindeyse ne olacak? Müşteriye otomatik giden ilk mesaj ne diyecek? CRM kullanıyorsanız talep oraya kaynak bilgisiyle birlikte aktarılacak mı? Kullanmıyorsanız bile, en azından ortak bir kutu ve sorumlu listesi olmalıdır.

Ölçüm de buradan şekillenir. Google Analytics tek başına size "40 form doldu" der; o formlardan kaçının gerçek firma olduğunu, kaçının rakip veya iş başvurusu olduğunu söylemez. Satış süreci aylar sürdüğü için de kazanılan işin hangi sayfadan geldiğini görmek, ancak talep kaydında kaynak bilgisi tutulursa mümkündür. Bu bilgiyi hafta sonu Excel ile kurtarmaya çalışmak yerine baştan ajansla konuşun: form hangi kaynak bilgilerini gizli alan olarak taşıyacak, kayıt nereye yazılacak, ayda bir kim bakacak?
Burada dürüst bir not düşelim. Welda CRM, randevuyla çalışan klinik, güzellik merkezi, kuaför ve stüdyolar için tasarlandı; lead hunisi ve teklif hazırlama özellikleri olsa da uzun süreçli saha veya kurumsal satış için kurgulanmış bir ürün değil. B2B firmanız için ayrı bir satış CRM'i kullanıyorsanız veya kullanacaksanız sitenin ona bağlanması gerekir, bunun kapsamını ajansla konuşun. Bu kararı yapım başlamadan vermek, sitenin bitmesine yakın "aslında bir de CRM vardı" demekten çok daha ucuza gelir.
İhracat, dil ve yasal başlıklar: Türkiye'deki B2B firmaların kendi gündemi
Türkiye'den satış yapan bir üretici için site çoğu zaman yurt dışındaki alıcının sizi gördüğü ilk ve bazen tek yerdir. Bu yüzden İngilizce sayfayı Türkçenin kısaltılmış kopyası gibi düşünmeyin. Almanya'daki satın almacı ile Orta Doğu'daki distribütörün sordukları farklıdır; biri belge ve teslim süresine, diğeri bölge haklarına bakabilir. Dil sayısı arttıkça metin, onay ve bakım yükü de artar. İhracat firması web sitesi yazısında bu kararları ayrıntılandırdık. Siparişte şunu netleştirin: kaç dil, her dilde hangi sayfalar, çeviriyi kim yapacak, teknik terimleri kim kontrol edecek.
Yasal tarafta birkaç başlık neredeyse her B2B sitede gündeme gelir. Aşağıdakiler genel bilgidir, hukuki danışmanlık yerine geçmez; son metinleri hukuk danışmanınızla netleştirin.
- KVKK: Karşınızdaki bir firma olsa da formu dolduran kişinin adı ve e-postası kişisel veridir. Aydınlatma metni, açık rızanın gerekip gerekmediği, verinin ne kadar saklanacağı ve hangi hizmet sağlayıcılara aktarıldığı konuşulmalıdır. Yüklenen şartname dosyaları da saklama planına girer.
- Ticari elektronik ileti: Formdan aldığınız e-postaya bülten veya kampanya göndermeyi planlıyorsanız 6563 sayılı Kanun ve İYS tarafına bakın. Tacir ve esnafa gönderilen iletilerde kurallar bireysel alıcılara göre farklılaşabilir; varsayımla ilerlemeyin.
- Yurt dışı ziyaretçi: Avrupa'dan talep topluyorsanız GDPR de gündeme gelebilir. Çerez ve analitik kurulumu buna göre planlanmalıdır.
- e-Fatura ve e-Arşiv: Yalnızca teklif toplayan bir site için bu konu genellikle doğrudan sitenin işi değildir. Ancak bayilerin siteden sipariş verip ödeme yapacağı bir yapı kuruyorsanız faturanın hangi sistemden, nasıl kesileceği kapsama girer; mali müşavirinizi erken dahil edin.
Sipariş dosyası: ajansa göndereceğiniz iki sayfa
Buraya kadarki kararları tek belgede toplamak, sürecin en verimli işidir. Bu dosyanın ayrıntılı bir teknik şartname olması gerekmez. Amaç, üç farklı ajansın üç farklı şeye teklif vermesini engellemektir.

En sık atlanan madde "içerik sorumluluğu"dur. B2B sitelerde takvimi bozan şey çoğu zaman kod değil, teknik metinlerin onayıdır. Ürün müdürünün yoğun döneminde bekleyen beş sayfalık bir metin, tüm projeyi haftalarca geciktirebilir. Kimin yazacağını, kimin teknik doğruluk için onaylayacağını ve anlaşmazlıkta son sözü kimin söyleyeceğini isimle yazın. Bir başka pratik öneri: satış ekibinden son altı ayda en çok sorulan on soruyu isteyin. Bu liste, hem sayfa içeriklerinin hem SSS bölümünün en sağlam hammaddesidir.
Entegrasyonları da aşamalı düşünün. İlk yayında yalnızca formun CRM'e bağlanması yeterli olabilir; bayi alanı veya ERP'den stok bilgisi ikinci aşamaya kalabilir. Bu ayrımı yapmayan firmalar ya başta gereksiz büyük bir iş satın alır ya da sonradan yapılamaz bir yapıya kilitlenir. Ajansa şunu sorun: "İkinci aşamayı bugün yapmıyoruz ama bugünkü kurulum onu engeller mi?"
Görüşmede sorulacak sorular ve cevapları okuma biçimi
Genel ajans seçimi kriterlerini web sitesi teklifi değerlendirme yazısında topladık. Aşağıdaki sorular ise yalnızca B2B bir sipariş için anlamlı olanlar. Bunları yazılı gönderip cevabı görüşmede dinleyin; hazırlıksız verilen cevap da bir bilgidir.
| Soru | Neden önemli | Sağlam bir cevapta ne olur |
|---|---|---|
| Satış ekibimizle görüşecek misiniz? | Sitenin içeriği satış sorularından çıkar. | Keşif aşamasına görüşmenin zaten yazılmış olması. |
| Uzun satışlı bir firmada ne ölçtünüz? | Ajans form sayısının ötesini düşünüyor mu? | Aşamalar, kaynak bilgisi, satıştan geri bildirim. |
| Form hangi bilgileri taşır, nereye düşer? | Talep akışı burada kurulur. | Alan listesi, gizli kaynak bilgisi, test planı. |
| Ürün verisini kim, nasıl güncelleyecek? | Katalog büyüyünce yük buraya biner. | Yönetim paneli örneği veya veri aktarım yöntemi. |
| Yeni dil eklemek ne gerektirir? | İhracat planı sonradan pahalıya patlamasın. | Adres yapısı ve hreflang planının anlatılması. |
| Eski sitedeki sıralamalar nasıl korunacak? | Yeni site, aramadan gelen talebi kesebilir. | Yönlendirme haritası ve yayın sonrası kontrol. |
| Kod, domain ve hesaplar kimde kalacak? | Ayrılık anında firmanız kilitlenmesin. | Sözleşmede yazılı sahiplik ve erişim devri. |
| Yapmadığınız işler neler? | Sınırını bilen ajans sürpriz çıkarmaz. | Net bir sınır listesi ve varsa iş ortağı önerisi. |

Portfolyo konusunda da küçük bir uyarı: B2B ajans seçerken yalnızca ana sayfa görsellerine bakmayın. Referans sitede bir ürün sayfası açın, oradan teklif formuna gidin, telefonda deneyin. Formun nasıl davrandığı, tasarımın ne kadar güzel olduğundan daha çok şey anlatır.
Bedeli ne belirler, teklifler nasıl yan yana konur?
B2B web sitesi yaptırmak için tek bir "piyasa rakamı" aramak işe yaramaz; çünkü on sayfalık bir tanıtım sitesi ile iki dilli, ERP'ye bağlı bir ürün kataloğu aynı başlık altında satılır. Maliyeti büyüten kalemler genellikle şunlardır:
- Ürün ve veri yapısı: Filtrelenebilir bir katalog, ürün varyantları, doküman kütüphanesi, veri aktarımı.
- Entegrasyon: CRM, ERP, e-posta otomasyonu, müşteri veya bayi alanı.
- Dil sayısı: Çeviri yalnızca bir kalemdir; onay, adres yapısı ve bakım da artar.
- İçerik üretimi: Teknik metin yazmak, fotoğraf çekmek, uygulama sayfası hazırlamak. Teklifin içinde mi, dışında mı, mutlaka sorun.
- Eski siteden taşıma: Yönlendirme haritası, içerik aktarımı, sıralama koruma.
- Yayın sonrası: Barındırma, güvenlik güncellemeleri, küçük değişiklikler için destek.
Teklifleri karşılaştırırken toplam rakamdan önce kapsamı eşitleyin. Bir sayfa açın, satırlara sipariş dosyanızdaki maddeleri yazın, sütunlara ajansları koyun. Her hücreye "dahil", "ek ücretli" veya "yazmıyor" yazın. "Yazmıyor" sayısı yüksek olan teklif ucuz görünüyor olabilir, ama yapım sırasında ek iş olarak geri döner. Gizli maliyetlerin en bilinenleri şunlardır: içerik girişinin size kalması, revizyon sınırının düşük olması, yıllık lisanslı eklentiler, formun CRM'e bağlanmasının ayrı iş sayılması ve yayın sonrası her küçük değişikliğin ücretlendirilmesi.
Bir de maliyetin öteki yüzü var: yanlış site, satış ekibine görünmeyen bir bedel çıkarır. Bir yıl boyunca niteliksiz talep ayıklayan satış ekibinin zamanı ya da sessizce kaçan bir kısa liste, ajans faturasında yer almaz. Bu yüzden en düşük teklifi değil, sipariş dosyanızı eksiksiz karşılayan teklifi temel alın.
Bu kadarı gerekmeyen firmalar da var
Her B2B firmasının teklif toplama sistemine ihtiyacı yoktur. Müşteri sayınız az ve hepsi kişisel ilişkiyle geliyorsa, yeni talep beklemiyorsanız, sade ve güven veren birkaç sayfa çoğu zaman yeter. Karşı tarafın sizi doğrulayacağı bir adres, belgeleriniz ve doğru iletişim bilgisi işi görür. Tek bir büyük müşteriye çalışan bir fason üretici için geniş bir içerik projesi kaynak israfı olabilir.
Benzer şekilde, satış ekibiniz bugünkü talebi karşılayamıyorsa önce o tıkanıklığı çözün. Daha fazla talep, cevapsız kalan daha fazla talep demek olabilir. Ürün listeniz sık değişiyor ve bunu güncelleyecek kimse yoksa geniş katalog bir süre sonra eski bilgi deposuna döner; karşı tarafın gözünde bilgi eksikliğinden daha kötü bir izlenim bırakır. Tersine, yeni pazara açılan, ihracata hazırlanan veya bayilik dışında doğrudan müşteri arayan bir firma için bu yatırımın anlamı açıktır.
Welda bu işe nereden bakıyor?
Bizim çalışma biçimimiz de bu çerçeveye yakın: önce hedefleri, hedef kitleyi ve dönüşüm beklentisini netleştirip site haritasını ve kapsamı birlikte çıkarıyoruz, sonra Figma'da tasarımı onaylatıp Next.js/React veya WordPress ile geliştiriyoruz. Site Core Web Vitals'a göre ayarlanıyor, Search Console ve GA4 kuruluyor, içeriği kendiniz güncelleyebilmeniz için bir CMS ekleniyor. Kaynak kod ve dokümantasyon size ait oluyor; böylece B2B web sitesi yaptırmak size ajansa kilitlenmek anlamına gelmiyor. Portal ve müşteri alanı gereken durumlarda ise Welda Stock ile Welda CRM'i geliştiren aynı İstanbul ekibi çalışıyor.
Sınırları da söyleyelim. Hazır paket satmıyoruz; firmanız için özel bir ERP bağlantısı veya belirli bir CRM entegrasyonu gerekiyorsa bunun kapsamını sistemlerinizi görmeden kesinleştiremeyiz. Sektörünüze özgü teknik metinlerin doğruluğunu da sizin uzmanlarınızın onaylaması gerekir; bu sorumluluğu hiçbir ajansın tek başına üstlenmesi doğru olmaz.
B2B web sitesi yaptırırken sık sorulanlar
B2B site ile normal kurumsal site arasındaki fark ne?
Görünüşte benzeyebilirler; fark, görevlerindedir. Kurumsal site çoğunlukla firmayı tanıtır. B2B odaklı site, birden çok kişinin farklı sorularını cevaplar, teknik doküman sunar, nitelikli teklif talebi toplar ve bu talebi satış sürecine bağlar.
Yapım ne kadar sürer?
Süreyi çoğu zaman kapsam ve onay hızı belirler. Birkaç sayfalık yapı ile çok dilli bir ürün kataloğu aynı takvime sığmaz. Ajanstan aşamalı bir takvim isteyin; teknik metin ve onay için kendi iç sürenizi de takvime yazdırın.
Sitede fiyat yayınlamak zorunda mıyız?
Hayır. Adet ve şartnameye göre fiyatlanan işlerde çoğu firma yayınlamaz. Ancak fiyatı neyin belirlediğini ve teklifin ne zaman döneceğini yazmak karşı tarafın belirsizliğini azaltır.
Kaç talep geleceğini ajans garanti edebilir mi?
Etmemeli. Talep sayısı pazarınıza, rekabete, reklam bütçenize ve teklifinizin gücüne bağlıdır. Ajanstan isteyeceğiniz şey garanti rakam değil, ölçümün nasıl kurulacağı ve yayın sonrasında hangi verilere birlikte bakılacağıdır.
Mevcut sitemiz varsa baştan mı yaptırmalıyız?
Her zaman değil. Altyapı sağlamsa form, doküman ve ürün sayfaları kademeli düzeltilebilir. Altyapı içerik güncellemeye, hız düzenlemesine veya entegrasyona izin vermiyorsa yenilemek daha mantıklı olabilir. Yenilemede eski adreslerin yönlendirilmesini ihmal etmeyin.
Yurt dışından müşteri için İngilizce sayfa yeter mi?
Çoğu zaman iyi bir başlangıçtır, ama satış yaptığınız pazar belirliyse o pazarın dili ve belge beklentileri ayrı bir karar konusudur. Otomatik çeviri teknik metinde risklidir; teknik terimleri işi bilen birinin kontrol etmesi gerekir.
Küçük bir firmayız, bu kadar hazırlığa gerek var mı?
Dosyanın uzun olması gerekmez. Sitenin görevini, ürün gruplarını, form alanlarını ve onay verecek kişiyi birer satırla yazmak bile teklifleri belirgin biçimde netleştirir.
Kararı vermeden önce yapılacak tek iş
Bugün satış ekibinizle yarım saat oturun, son kaybedilen iki teklifi ve son kazanılan iki işi konuşun: karşı taraf ne sordu, hangi belgeyi istedi, kim karar verdi? Sipariş dosyasının yarısı bu görüşmeden çıkar. Bu dosyayı dilediğiniz ajansa gönderin; tek başına aldığınız teklifin kalitesini değiştirir.
Dosyayı bizimle de gözden geçirmek isterseniz ücretsiz bir görüşmede kapsamınızı konuşabiliriz. B2B web sitesi yaptırmak için neyin gerekli, neyin ertelenebilir olduğunu birlikte ayırır, fiyatı da bu kapsam üzerinden netleştiririz. Görüşmeden size uygun olmadığımız sonucu çıkarsa bunu da açıkça söyleriz; elinizde en azından daha net bir sipariş kalır.